İbrahim Karagöz
Social Media Manager & Copywriter

ATLIKARINCA’DAN HİKAYELER #1

Bir kamp macerası diyerek başlayalım yazımıza; Atlıkarınca’da yoğunlaşan mesailer, tempolu çalışmalardan sonra cumartesi öğleden sonra bizde artık bir kafa dinleyelim dedik. Havuza mı gitsek, sinemaya mı gitsek derken ajansın jokeri Mücahit’in fikri ile kamp yapma fikri ortaya çıktı. Ekip bir anda canlandı ve kamp yapmaya karar verdik. Gerekli envanteri sağladıktan sonra atladık, Murat 124’e ve kamp alanına doğru gitmeye başladık. Tabi akıllarda tek bir soru!!

‘’Bu araba bizi yaklaşık 120 kilometrelik yola götürür mü?’’  cevap olarak ise sadece ‘’götürdüğü yere kadar ‘’ cümlesini alabildik.

Sıcağın çok fazla olması arabanın biraz hararetini yükseltti tabi. Yol kenarında durup yaklaşık bir yirmi dakika hararetin sönmesini beklerken, acaba gidemeyeceğiz mi korkusu sardı dört bir yanımızı. Öyle böyle derken kamp alanına vardık bir şekilde. Ben ve Yusuf ilk defa kamp yapacağımız için manzarayı görünce tutamadık kendimizi ve sarıldık telefonlara, hikayelere, arkadaşlarımıza, anlayacağınız her yere fotoğrafları atmaya başladık.

Ajansın tecrübeli isimlerinden Serkan ise durun biraz manzaranın tadını çıkarın demesi ile kendimize geldiğimizi hissettim. Çadırlar kurulmaya başlandı malzemeleri yerleştirdik derken akşam olmuştu. Kamptaki en büyük sorun ise akşam yakacağımız odunu unutmuş olmamızdı. Bir yandan esen şiddetli rüzgar bir yandan soğuğun ufak ufak vurması ile üşümeye mahkum olduk. Bir şekilde etraftan topladığımız odunlarla küçük bir ateş yaktık. Dolunayın çıkması ile gölle birlikte muazzam bir manzara çıktı karşımıza, sektörden hiç konuşmadık, herkes anılarını anlatırken, keyifli sohbetler eşliğinde küçük ateşimizle beraber sımsıcak bir muhabbet ortamı kurduk kendimize.

Her şeyin bittiği gibi gecede yavaş yavaş bitiyordu, artık uyumanın vakti gelmişti. Çadırlarımıza geçtikten sonra beni bir korku salmıştı yani ilk defa çadırda uyuyacağım sonuçta acaba bir şey gelir mi başımıza diye. Sabah uyandığımızda ise dağ keçilerinin istilasına uğradık çadırımızın üstünden geçiyorlardı. Çadırdan kalkıp ne kadar kovalamaya çalışsak da onlarda bizim kamp arkadaşımız olmuştu. Közlenmiş patlıcanımızı, çekirdeğimizi ikram ettik onlara, tam ikram da sayılmaz gerçi, onlar aldılar diyelim biz.

Mücahit’in ani gelen balık tutma isteği ile göle gittik ve manzara karşısında o balık tutacaktı, biz ise ayaklarımızı göle sokacaktık tabi böyle olmadı oltanın şamandırasının kopması, ayaklarımıza yengeç saldırması ile bu macerada bir anda bitti bizim için. Manzara eşliğinde kampın keyfini sürerken artık dönüş vakti gelmişti.

Yarının pazartesi olduğunu bildiğimiz için biraz hüzün çökecek sanmıştım içimize ama hiç de öyle olmadı, çünkü kamp bütün enerjimizi geri kazanmamıza yardımcı olmuştu.

Sonuç olarak; Yoğunluğun arasında ufak bir kaçamak yaptık, iyi ki de yaptık. Süper ekip on numara muhabbet. Yapılması gerekenler listesine bizimkisi gibi iyi bir ekiple kamp kesinlikle yazmalısınız.

 

Yer: Beyşehir Gölü Yeşildağ

Benzer Yazıları